|
RÜYA VE UYKU NEDİR
Bilim adamları arasında uzun yıllar araştırmalara rağmen bir türlü çözüme kavuşturulamayan rüyanın varlığı hala sırrını korumakta ve keşfedilmeyi beklemektedir.
Rüya konusunda Doğu ve Batı bilginleri arasında zaman zaman farklı yaklaşımlar sergilenmiş ;
Batılı bilginler genelde rüyanın insanın günlük yaşantısı sonucu gördüğü şey olarak yorumlarken , Doğulu bilginler bu görüşe katılmakla
birlikte Allah'tan gelen ilahi bir mesaj olarak ta görmüşlerdir.
İnsanoğlu
hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçirir ki bu da 60 yıllık bir yaşamın 20
yılı demektir.

Herşeyden önce rüyanın gerekçesi olan uykunun sebebi veya fonksiyonu halen tam
olarak bilinmemektedir. Chicago üniversitesi uyku araştırmalarından Allan Rechtschaffen uykunun hiç bir fonksiyonu olmadığını tespit
etmiştir.
Adale yorgunluklarının azalmasına rağmen vücudun dinlenmesi için uykuya ihtiyacı olmadığını söylemiştir.
Çünkü vücudumuzdaki hücrelerin kendi kendilerini tamir etme yeteneği vardır. Araştırmacıların saptamalarına göre bu sırada faaliyetten uzak olmasına,
ya dinlenme veya uyku durumunda bulunmasına da gerek yoktur. Uyku sırasında alınan EEG kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde beyin fonksiyonlarının hala çalıştığı gözlemlenmiştir.
İngiltere Ulusal Fizik Laboratuarı Bilgisayar bilimleri bölümünde psikolog araştırmacı
Dr. Evans'a göre uykunun tek amacı rüya görmemiz için, zemin hazırlamasıdır.
Stanford Tıp Merkezi Uyku Kliniği doktoru Dr.William Dument'in görüşüne göre ise; rüya görmek son derece önemlidir. Rüyalar fiziki dengenin oluşmasını sağlamaktadır.
Temple Üniversitesinden Koruyucu ilaç profesörü Dr. Fred Rofers uykunun aktif hayattan tamamıyla uzaklaşmak olmadığını,aksine yavaşlayan kalp de dahil olmak üzere
uzuvlarımızın değişik bir tip yaşayış durumuna girdiğine inanmaktadır. Fakat yine de aklımıza şu sorunun gelmemesi mümkün değil.
Uyku geceye ait bir alışkanlık olabilir mi? Uyku araştırmacılarının babası olarak bilinen
Nathaniel Klietman uyku haline geçebilmek için bir faaliyet sisteminde kritik bir
seviyenin altında şiddetli bir durum olması gerektiği inancındadır. Bütün evrene ölçülü bir hareket,yani ritim hakimdir. Gel-Git, güneş ve ayın doğup batmaları, mevsimler, dünyanın ekseni etrafında
dönmesi ve daha pek çok düzenli ve maksatlı hareketler hep bu ritmi bize gösterirler.
Özetle rüyalarımız ve uyku bilimsel açıdan hala bir fenomen olma özelliğini korumaktadır.
Uzmanlara göre uyku birkaç devreden oluşmaktadır. Uykusu gelen insan yatağına yatar ve gözlerini kapatır. Kısa süre sonra göz kapakları belli belirsiz titremeye başlar. İnsan o sırada uykuya dalmıştır ve rüya görmektedir.
Bazen doktorlar, hastalarına belirli ilaçlar verirler. Bu ilaçlar uykuyu derinleştirebilir ve rüyaları da etkileyebilir. Bu durumda rüya da görülmeyebilir. Ancak ilaç almadan uyuyan bir insan mutlaka rüya görür.
Dr. Franz Halberg normal durumda ve 24 saatlik bir periyotta meydana gelen değişmeler için "circation" kelimesini kullanmıştır. Vücut dengesi zamana bağlı
ritim değişmeleriyle sağlanır. Organlarımızın ritminin en yetersiz olduğu anlarda uyku bastırır. Gecenin ilk uyku dönemine hızlı olamayan
göz hareketi manasına gelen "NREM-non Rapid Eye Movement" denilmektedir. Vücudun dinlendiği en sakin uykudur bu. Nefesimiz düzgün ve
sakindir. EEG kayıtları ve beyin faaliyetleri düzgün ve imtiyazlıdır. Horlama da bu uyku döneminde vuku bulur. Hızlı göz hareketi denilen
(REM Rapid Eye Movement) faal uyku halidir.Vücut hareketsiz olmakla beraber yüzde ve parmak uçlarında düzensiz hareketler vardır. Horlama
kesilir. Nefes düzensiz haldedir. Yani hızlı ve yavaş arasında ritim değişikliği görülür. Bazı görüşlere göre REM uyku hali
değil bir çeşit sara nöbetidir. Gece uykumuzun 1.5 ile 2 saati REM uykusudur.
NREM ve Rem dereleri 70 ile 110 dakika arasında değişir.
Ortalama 90 dakika olarak kabul edilmektedir. Ruhi depresyon geçirenler REM uykusu olmadığı sürece kendilerini daha rahat hissederler.
Rüya görme durumu genellikle REM döneminde olmaktadır. Pek çok kişi yatıştırıcı ve uyku verici ilaçları almalarına rağmen REM döneminde
faal uyku halinden kurtulamazlar. Oysa ki alınan ilaçlarda REM'i tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması aranmaktadır.
Rüyalar renkli ya da siyah beyaz olabilir. İnsanların çoğu, siyah beyaz rüya gördüklerini söylemektedirler. Yapılan araştırmalara göre kadınlar erkeklere göre daha renkli rüyalar görmektedirler.
Kafası yorgun, devamlı bir konuyla ilgilenen kimse uyuduğunda rüyasında karmakarışık şeyler görebilir. Veya bu insan ilgilendiği, önem verdiği konuyu da görebilir. Bu tür rüyalar yorumlanmazlar. Örneğin, televizyonda veya başka bir yerde heyecanlı
bir sinema filmi izleyen kişi rüyasında aynı şeyleri görebilir. Bu durum sadece etkilenmektir. Yani gerçek rüya değildir.
Bazı
tekrarlayan rüyalar, rüyalarımızın gerçek yaşamdan ip uçları taşıdığının da bir
kanıtıdır aynı zamanda. Örneğin sürekli görülen "bir yerden düşme" rüyalarının
bir bölümünün tansiyon sorunlarına yada orta kulak sıvısı sorunlarına işaret
ettiği yapılan çalışmalarla ispatlanmıştır.
Son olarak ABD’de Research Society for Process Oriented Psychology’nin kurucusu olan Arnold Mindell diğer rüya analizcilerinden
çok farkli bir yaklasim getirmistir. Mindell “rüya nesnesi” adını verdiği bilinçaltını nehir gibi sürekli akan bir rüya olarak
görür ve tek olarak rüyalar bunun sadece çekilmiş fotograflarıdır. Rüyalar, fiziki semptomlar, ilişkiler ve değişik bilinç durumları
Mindell’in kuramlarına göre rüya nesnesinin ortaya çıkışlarıdır.
|